Vicdanlı olduğunu sananlar

بِسْــــــــــــــــــــــمِاﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم

Rahman ve Rahim olan Allah’ın (c.c.) adıyla. O’nun (c.c.) adıyla başlamayan hiçbir şey ile O (c.c.) hakkında söz edilemez. O (c.c.) birdir.

“De ki: O Allah Birdir.” (İhlâs/1)

O (c.c.)bana, sana, herkese; her kim olursa olsun ona şah damarından daha yakındır.

“Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf/16)

Herkes masumdur, herkes iyi kalplidir, herkes yardımseverdir, herkes iyiyi düşünür… Madem bizler bu kadar iyiyiz neden dünyayı kötülük kaplamış, neden hep kafamızı kaldırdığımızda gökyüzü kapkaranlık… Şişko, göbekli fabrika patronlarının o bacalardan çıkarttıkları hırsların karanlığı kaplamış gökyüzünü…

Dünyaya o kadar dalmışız ki bir çiçeğe bile baktığımızda “Yaratan ne güzel yaratmış.” Deyip geçmek yerine, kopartıp sevgilimize veriyor ve onun nefsanî şehvetine katkıda bulunuyoruz. Herkes kendi nefsini alıp yargılamalıdır. Gerçekten iyi miyim acaba? Düşünelim; hiç mi bir çocuk kapının önünde ses yapıyor diye bağırıp kalbini kırmadık, hiç mi anne-babamıza ses yükseltmedik, hiç mi sevgiliyi yanlış anlayıp kızmadık? Hiç miler o kadar uzuyor ki kendim bile korkuyorum…

Düşünün ki; âlemdeki her şey Allah(C.C.)’ı zikretmektedir. Bir ağaç, bir çiçek, bir hayvan… Sevgilinize vermek için kopartıp öldürdüğünüz bir çiçeğin katili olduğunuz kadar, zikrini de böldüğünüzü düşündünüz mü?

Sokak da sizden yemek istediği için yaklaşan kedi veya köpeğe tekme atıp kovduğunuzda aç kalanların halini hiç düşündünüz mü ya da aç kaldığınızda kendinizi?

Afrika gibi açlık ve sefalet ile yaşam savaşı veren insanların olduğunu bile bile hiç ihtiyacın olmayan bir elbiseye verdiğin parayı düşündün mü ya da “fazla geldi yiyemiyorum.” Diyerek çöpe attığın yemeği? Kelam-ı Kadim olan Kur’an-ı Kerim’in İsra Suresi 26-27. Ayetlerinde şöyle buyuruyor Rab’imiz: “Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma. Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.”

Çağımızın en meşhuru olmuştur yardım dernekleri… Özellikle de Mübarek Ramazan ayında iki kat faaliyet içindeler… Kafanızı kaldırıp baktığınızda medya da reklamlar, sokaklarda afişler; “Afrika’ya yardım, fitrem Afrika’ya, Afrika açlık çekiyor v.s…” hep düşünmüşümdür. Bu Afrika insanı sadece Ramazan’da mı aç? İnşAllah öyledir ve yardım yapanların yaptığı yardımlar ihtiyacı olanlara, gerçekten aç olanlara ulaşıyordur…

Yardım yapanlar demişken; birçok insan eline telefon alıp bir mesaj atıyor ya da daha fazla geliri olanlar hesaplara para yatırarak yapıyor yardımını (Allah(c.c.) onlardan razı olsun) ama kimileri de var ki bunlar şu en başta bahsettiğimiz şişko, koca göbekli patronlar… Medyaya baktığınızda hep gündemdedirler ve manşetler belli; “Şu şirketin patronu bu derneğe şu kadar yardım yaptı, Şu hocamızda bilmem kaç bin Türk Lirası yardım geldi v.s…” uzayıp giden bu manşetlerden sırf Allah (c.c.) rızası için samimiyet arıyorum ama bulamıyorum. Pek de konuşmak istemiyorum zan olmasın diye ama gelin görün ki göz önünde yapılan, medya da üstelik de yandaş medya da, yani şu hep onların haberini veren, onları savunan, “o ne derse doğrudur” diyen medyada yapılıyor olması da sanırım ortada zan bırakmıyor…

İşte onlar asıl vicdansız olanlar… Çünkü vicdan sömürüyorlar. İnsanların içlerindeki vicdan muhasebesinde terazinin dengesini bozmayı amaçlıyorlar. Şahsi çıkarları için, reklam giderlerini azaltmak için böyle davranıyorlar belki de… Halkımızın çok sevdiğim tarafından yani saflığından faydalanıyorlar. Her şeyi güzel ve doğru düşünen halkımız medyanın dediği ve yaptığı her şeyi doğru buluyor. Şunu hiç düşünen yok! Her hangi bir ayda sevişme sahneleriyle dolu filmler verip kitleleri televizyon başına mahkûm eden zihniyet Mübarek Ramazan ayında birden evliya kanalı olu veriyor…

Vicdanlı olmak için; sevmek gerekir her şey, herkesi sevmek gerekir, dostu da düşmanı da… Çünkü H.z. Muhammed (s.a.v.) sevmek konusunda şöyle buyurmuştur: “Canım kudret elinde olan Allah’a (c.c.) yemin ederim ki, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!” (Müslim, Îmân 93-94; Tirmizî, Et’ime 45; İbni Mâce, Mukaddime 9) İmanlı olmak için önce sevmek gerekir. İnsan sevdiğine gösteriş için iyi davranmaz, gerçekten iyi olduğu için kalpten severek ve isteyerek iyilik yapar, iyi davranır. Asla “Ben sana bu iyiliği yaptım.” Dercesine davranmaz. Yaptığı iyiliği ve yardımı gösteriş yapmak için yapmaz. Kişinin amacı daha az bir giderle reklam yapmak ve şirketinin müşteri portföyünü arttırmak değil, Allah’ın (c.c.) rızası olmalıdır.

Vicdanlı olmak için; her şeyi sevmeli ve onun gönlüne saygı göstermeliyiz bir karıncaya bile… Bir gün İmam-ı Şüreyk (k.s.) sofranın üzerinde bir karınca görür. Onu eline alıp yere bırakır ve takip etmeye başlar. Karınca yavaş yavaş yuvasına doğru gider. Tam üç kilometre yol gittikten sonra yuvasına girer. İmam-ı Şüreyk (k.s.) her gün üç kilometre yol yürüyerek o karıncanın yuvasının etrafına un bırakır. Görün ki; iyi bir insan olmak için, gerçekten vicdan sahibi olmak için bir karıncanın gönlüne dahi böylesine saygılı olmak gerekir.

İman için vicdanın, iyiliğin ve Allah (c.c.) Aşkının kalbe yerleşmesi, orada katılaşması gerekir. Her dil ile Müslüman’ım demek, Kelime-i Şahadet getirmek iman etmiş olmak demek değildir. Bu konu hakkında Kur’an-ı Kerim’in Hucurât Suresi 14. Ayetinde şöyle denmektedir: “Bedeviler “iman ettik” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz, lâkin “İslâm olduk, size inkıyad ettik” deyiniz. Zira iman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah’a (c.c.) ve resulüne itaat ederseniz, sizin emeklerinizden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmez. Yaptığınızı zayi etmez. Gerçekten Allah (c.c.) gafûr ve rahîmdir (mağfireti, merhamet ve ihsanı boldur).”

Vicdanı, iyiliği, saflığı ve güzelliği tekrar tefekkür ediniz. Çünkü Allah (c.c.) Kelam-ı Kadim’inde der ki “…Ne kadar az düşünüyorsunuz!” (Mümin Suresi 58. Ayet)

09.08.2012

Engin DİNÇ

Yorum yap, Bildir,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.