Uçurumunun Kenarında

Yine bir yazının satırlarını oluşturmaya başlıyorum Allah’ın (c.c.) izniyle… Allah (c.c.) utandırmasın inşAllah. Bana çok oluyor, size de oldu mu bilmiyorum. Kendinizi uçurumun kenarında hissettiğiniz zamanlar oluyor mu? Büyük üstad Ömer Lütfi Mete’nin Gülce şiiri geliyor aklıma…

Uçurumun kenarındayım Hızır.

Bir dilber kal’asının burcunda

Muhteşem belaya nazır

Topuklarım boşluğun avucunda

Koca yâr adım çağırır

Kaldım parmaklarımın ucunda

Bir gamzelik rüzgâr yetecek

Ha itti beni, ha itecek.

Uçurumun kenarındayım Hızır.

Civan hazır,

Divan hazır,

Ferman hazır,

Kurban hazır,

Güzelliğin zulme çaldığı sınır

Uçurumun kenarındayım Hızır.

Ben fakir,

En hakir,

Bin taksir

Ateşten

Kalleşten,

Mızrakla gürzden,

Dabbetülarz’dan, yedi düvelden

Korku nedir bilmeyen ben

Tir tir titriyorum senden.[1]

İşte bu şiirdeki gibi hissediyorum bazen tam da kendimi; Uçurumun kenarında… Hissettiklerim çok farklı oluyor. Bekli kimsenin yaşamadığı gibi demek çok ukalaca olur. Belki de herkesin yaşadığı gibi bir histir hissettiklerim ama kendimi eksik hissediyorum, Allah’a (c.c.) yeterince kul olmamış, olamamış gibi hissediyorum. Ne bu dünyaya ne de Allah’ın (c.c.) dinini yüceltmeye faydalı olmadığımı düşünüyorum. Dünyalık koktuğumu hissediyorum. Oysa niceleri var ki kendilerini bu dünyanın süsünden, makam ve mevki hevesinden soyutlayarak Allah’a (c.c.) adamışlar.

Elhamdülillah Müslüman’ım demenin yetmediği bir his içimdeki… İbadetleri yerine getirmekten fazlasını da yapabilmem gerektiği fikrine kapılmak, yapmayanların yerine de bir şeyler yapmaya çalışmak, yapamayıp eksik hissetmek…

Böyle zamanlarda dua etmekten başka hiçbir şey gelmiyor insanın elinden. Ağlayıp, küsüp de annesinin kolları altına gizlenen kalbi kırık kız çocuğu gibi Yüce Allah’ın (c.c.) merhamet kolları arasına sığınıyorum bende… Belki de böyle yapmak en doğrusu. Çünkü Şeytan denilen melun çoğu zaman insanın kalbini bozmak için elinden gelen azami gayreti gösteriyor. Güzel niyetle yapmak istediğin şeyler için bile insanın kalbine kötü hisler gönderebiliyor. Niyeti hayr olanın, akıbeti de hayr olur.

İşte sizde benim gibi bir hale bürünüyorsanız eksikliğinizin sebebi şeytanın kalbinize müdahale edebilmesindendir. Şeytan kalbi boşalmaya başlayan kişinin kalbindeki o boşluğu karanlığıyla doldurmaya başlar ilk saniyeden itibaren. İşte bu sebepten kalbi boş bırakmamalıyız. Kalbin doluluğu dilin bolca zikretmesiyle dolacaktır. Peygamber Efendimiz; “Kişi sevdiği ile beraberdir.”[2] Demiştir. Eğer kişi dünyayı severse dünya onu Allah’tan (c.c.) (Şefkat ve merhametinden) alıkoyar. Aynı şekilde kişi en çok sevdiğinin adını anar. Sürekli sevdiğini düşünür, dili onu anar, kalbi onu sever, aklında hep o olur. Bir kişi nasıl yatağından kalkar kalkmaz sevgilisi aklına geliyorsa, sevgilisini arama hissiyatına kapılıyorsa Allah’ı (c.c.) seven de böyledir. Yatarken Allah’ı (c.c.) anar, yürürken, otururken, kalkarken, bir yere girerken ya da çıkarken Allah’ı (c.c.) anar. Her sabah uyandığında Allah’ı (c.c.) anarak kalkar. İşte kalbinizi, aklınızı ve ruhunuzu Allah (c.c.) ile doldurursanız kalbinizdeki ve içinizdeki bu sıkıntılar gidecek, yerine bir huzur gelecektir.

Zikretmenin çok çeşitli yöntemleri vardır. Allah’ın (c.c.) isimlerini anmanın zikir olduğu gibi, O’nun (c.c.) yarattığı herhangi bir şeye güzel bir nazarla bakmakta zikirdir. Aynı şekilde Kelam-ı Kadim olan kitabımız Kur’an-ı Kerim’i okumak da zikirdir velev ki Allah (c.c.) bu konuda şöyle buyurmuştur:

“ Bu bir zikirdir ve apaçık bir Kur’an’dır. “[3]

“ İşte bu, indirdiğimiz mübarek bir zikirdir. Siz onu inkâr mı ediyorsunuz. “[4]

Yine Kur’an okumanın zikir olduğu gibi namaz kılmak da bir zikirdir. Allah (c.c.) bu durumu da şöyle anlatıyor:

“Muhakkak ki ben Allah’ım; benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni zikretmek için namaz kıl. “[5]

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için nida edildiği zaman Allah’ın zikrine koşun. “[6]

Kalbi ferahlığa kavuşturmanın anahtarı zikirdir. Eğer sıkılmış iseniz, daralmış-bunalmış hissediyorsanız, yalnız ve çaresiz hissediyorsanız sizi var eden Rabbinizi bolca zikredin.

“Rabbi’nin ismini zikret ve O’na yönel. “[7]

“Namazı kıldıktan sonra Allah’ı ayakta, oturarak ve yatarken zikredin.”[8]

“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. – Ve derler ki : – ” Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.”[9]

“Kötülüklerden temizlenen, Rabbi’nin ismini zikreden ve namazı kılan felaha ermiştir.“[10]

Allah (c.c) yüreğinizden ferahlığı, dürüstlüğü ve dilinizden zikri eksik etmesin inşAllah.

12/02/2015

Engin DİNÇ

KAYNAKÇA

[1] Bkz. Ali Buhara Mete – Âşıklar Ölmez – Yakın Plan Yayınları – Sayfa:12 – Şiir: Ömer Lütfi Mete – Gülce

[2] Hadis-i Şerif Kaynak: Buhârî, Edeb, 96; Müslîm, Birr, 165

[3] Bkz. Kur’an-ı Kerim – Yasin Suresi – 69. Ayet

[4] Bkz. Kur’an-ı Kerim – Enbiya Suresi – 50. Ayet

[5] Bkz. Kur’an-ı Kerim – Taha Suresi – 14. Ayet

[6] Bkz. Kur’an-ı Kerim – Cuma Suresi – 9. Ayet

[7] Bkz. Kur’an-ı Kerim –Müzemmil Suresi – 8. Ayet

[8] Bkz. Kur’an-ı Kerim –Nisa Suresi – 103. Ayet

[9] Bkz. Kur’an-ı Kerim –Al-i İmran Suresi – 191. Ayet

[10] Bkz. Kur’an-ı Kerim –Al-a Suresi – 14-15. Ayetler

Yorum yap, Bildir,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.