Türkiye’de bilişimsel gelecek

“Gelecek hızlı gelecek” sözünü haklı çıkartan bir dönemde yaşıyoruz. Gelecek gerçekten de hızlı geliyor. Teknolojik gelişmeler ve bilişim; çağımızı oluşturuyor… Gelecekte dünyada söz sahibi olmak isteyen her devlet teknoloji ve bilişime ciddi önem verirken ülkemizin bu gelişimim gerisinde kalması, Osmanlı Devleti’nin Lale Devri’nde yaptığı hataları tekrar etmek olacaktır.

Dünyada son dönemde yaşanan teknolojik gelişmeler arasında uzay araştırmaları, nano teknoloji ve yapay zekâ ilk sırada sıralanabilecekler arasındadır. Dünyadaki teknolojik gelişmelerle ülkemiz kıyaslandığı zaman hala gelişimin gerisinde kaldığımızı üzülerek belirtmek istiyorum. Fakat geride kalmamızın asıl sebebi ülkemizde nitelikli ve yetenekli kişilerin olmaması değil aksine yeni girişimcilere maddi ve manevi desteğin verilmemesidir.

Yerli uçak, tank, helikopter ve son gündem konumuz otomobil… Evet, bunların her biri harika işler fakat uçakta, tankta, helikopterde kullanılan ve üretimi yapılması planlanan yerli otomobildeki yazılımlar ne kadar özgün, ne kadar yerli?

Mekanik aksamı fabrikalarda üretmenin yanı sıra bu mekaniğe komut verecek, beyin vazifesi görecek olan yazılımları da üretmeli, üretmek isteyenlere de sonsuz destek vermeliyiz. Özellikle kamu kurumlarının yazılımlarının tamamı yerli, kodlama dilleri yerli ve özel kriptolu olması gerektiğini düşünüyorum. Son zamanlarda NSA destekli olduğuna da inandığımız kimi virüslerin kamu sistemlerinde kol gezdiği, parametrelerle tüm bilgileri kaynağı belirsiz hafızalara aktardığını gördük. Bu durumun başlıca kaynağı kullanılan kodların ve yazılım dilinin tüm dünyada bilinen ve kullanılan, açıkları çok olan yazılımlar ve yazılım dilleri olmasıdır. Oysa devlet olmanın, millet olmanın en önemli unsuzlarından bir tanesi özgünlüktür.

Facebook’un ürettiği iki yapay zekâ yazılımının kendi aralarında bir dil üretmeye başladıklarının ve insanların anlamadığı kelimelerle konuşmaya başladığını haberlerde çokça gördük. Bill Gates başta olmak üzere birçok uzmanın yapay zekânın zararından bahsededursun geleceğin vazgeçilmez gelişimlerinden bir tanesi yapay zekâ olacak, bir zekânın kontrolü için de bilişimsel bilinçaltı mesajları üretilecektir. Yani, yapay zekâyı da bilinçaltı mesajlarla yönetmek ve kontrol etmek isteyenler olacak, virüs üretir gibi bilişim bilinçaltı mesajı üreteceklerdir. İyi niyetli insanlar olduğu kadar maalesef kötü niyetli insanlar da vardır. Bu nu belki de kötü niyet olarak düşünmek yerine dünyayı yönetmenin bir yöntemi olarak düşünmeliyiz.

İşte benim değinmek istediğim asıl konuların başında gelen budur. Belki de ilk defa bu yazıda dile getirilen bilişimsel bilinçaltı mesajlarını üretme fikri… Gelecek teknoloji denildiği zaman akla nano teknoloji, yapay zekâ vs. yeterince geliyor, fakat biz dünyadaki teknolojinin ve bilişimsel gelişimin önüne geçmek istiyorsak onların ürettiklerinin aynısını ürettiğimiz gibi o sistemleri de ele geçirebilecek sistemler üretmeliyiz.

Göktürk 2 uydusunun fırlatılmasıyla uydu savaşlarına katılan ülkelerden birisi olduk. İnsanlar uyduyu sadece görüntü alma makineleri olarak bilseler de aslında çağımızın en önemli savaş silahlarından bir tanesidir. Çünkü uydular diğer uyduların sistemlerini deaktif edebilir, gerçekdışı görüntü almasını sağlayabilir, yalan istihbarat verebilirler.

Demem o ki, Türkiye artık yapay zekâ yazılımlar üretebilen, kamu kurumlarında yerli ve milli yazılımlar kullanan, özel kriptolar üreten, yerli yazılım dili üreten hatta üretilmiş olanların açıklarını tespit edip kendisi de o yazılımlarda açık oluşturabilen bir devlet haline gelmelidir. Eğer böyle olmazsak dünyanın en büyüğü olma hayalini birkaç nesil daha kuracaktır.

Engin DİNÇ

04/11/2017

Yorum yap, Bildir,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.