İçimdeki ben ile röportaj

Şimdi içimdeki ben ile olan röportajımıza başlıyoruz. Sorularımızı gündüzden hazırladık ve gece de soruyoruz.

Ben:  Sevgili İçimdeki Ben hoş geldiniz.

İçimdeki Ben: Teşekkür ederim. Hoş buldum.

Ben:  Bilindiğine göre bir hayali sevgiliniz var. Bu aslında gerçekte yaşayan bir bayana ulaşamamanın bir ürünü müdür?

İçimdeki Ben: Hayır! Tabi ki değil. Evet, gerçek yaşamda da âşık olduğum ve uğruna yıllarca gözyaşı döktüğüm bir insan var. Ama o kişi kesinlikle hayalimdeki kız ile bağdaştırılamaz.

Ben: Peki gerçek yaşamda âşık olduğunuz birisi olduğunu söylediniz. İsim verebilir misiniz? Kimdir, nasıl birisidir, biz tanıyor muyuz?

İçimdeki Ben: Soruları teker teker sorarsanız memnun olurum! Âşık olduğum kızın adını vermem mümkün değil. Çünkü onun kimliğinin açığa çıkmasını istemiyorum aksi halde ona karşı olan saf ve temiz aşkımdan bir eser kalmayacaktır. Zaten onu sadece sevmek istiyorum ona ulaşmak gibi bir amacım hiç olmayacak.

Ben: Peki neden gizliyorsunuz? Ya da şöyle sorayım neden ulaşmak istemiyorsunuz?

İçimdeki Ben: Ulaşmak istemiyorum çünkü ben ona benim olmadığı için aşığım. Bir düşünsenize her gece yastığa başımı koyduğumda onun hayaliyle; gözlerimden yaşlar akarak sızıyorum. Bir gün o hayalin benim yanımda sarılmış olması ne fena değil mi? O zaman düşünecek, gözlerimden yaş akarak beni uykuya daldıracak bir sevda olmayacak.

Ben: Sizi anlıyorum. Peki, hayali bir sevgiliniz de var peki o nasıl birisidir? Hayatta bağdaştırabileceğimiz birisi var mı?

İçimdeki Ben: Hayır! Hayatta bağdaşım kurabileceğimiz hiçbir kimseye benzemiyor. Zaten benzeseydi ona hayali sevgilim demek yerine, hayalini kurduğum kız, platonik aşkım gibi tabirler kullanırdım.

Ben: Peki, bize hayali sevgilinizi biraz anlatır mısınız?

İçimdeki Ben: Tabi seve seve. Hayalimdeki kız; altın sarısı saçları olan, elmas parıltısına sahip gözleri olan, bir-yetmiş boylarında güler yüzlü, sevimli mi sevimli bir kız. Bu güne kadar hiçbir erkek ile göz göze bile gelmemiş, konuşmamış, hayatına hiçbir erkek girmemiş. Bir koltukta otururken başı önünde, elleri dizleri arasında duran hanım hanımcık bir kız. Yanında ben olduğum zamanlar bir kedi gibi kafasını kolduk altıma sokar, sımsıkı sarılır. Bir kelimeyi bana asla ve asla ikiletmez. Gözünün önüne benden başka kimsenin hayali gelmez. Nasıl oturup kalkacağını, saygıyı, edebi çok iyi bilir. Yüreğindeki iyilik bir gül kokusu olup bütün bedenine yayılmıştır. Pak, bembeyaz ve pürüzsüz bir teni vardır…

Ben: Anlata anlata bitiremiyorsunuz. Anlaşılan ona karşı olan sevginiz çok büyük. Peki, gerçekte âşık olduğunuz kıza gerçekte ulaşmak istemediğinizi söylediniz. Peki, hayalinizdeki kıza gerçek dünya da rastlasanız birlikte olmak ister misiniz?

İçimdeki Ben: Dediğim gibi bu bir hayal. Daha ben dünya üzerinde bu davranış, edep ve terbiyede bir kıza rast gelmedim. Tabi ki daha hiçbir erkekle aşk ilişkisi yaşamayan kızlar da var ama o kızlar benim hayalimdeki sevgilime yüzde elli dahi yaklaşamıyorlar. Ama eğer bir gün olur da; yani bir imkânsız gerçekleşir de böyle bir kız gerçekte karşıma çıkarsa ona ömrümü adamaya hazırım.

Ben: Peki biraz da siyaset sormak istiyorum konumuzun dışında ama hangi yöne yakınsınız? Genel de sizi Kemalist-Milliyetçi olarak biliyoruz ama?

İçimdeki Ben: Röportajın bitme zamanı gelmiş sanırım!

Ben: Peki, Ben olarak teşekkür ederim.

İçimdeki Ben: Bende İçimdeki Ben olarak teşekkür ederim. Hayırlı günler.

Ben: Siz de hayırlı geceler efendim.

Yorum yap, Bildir,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.