Hoşgörü

“Adamın biri bir gün kumardan bir inek kazanır. Fakat bir süre sonra kendi kendine şöyle der: “Yahu ben nasıl müminim kumar oynadım, haram yiyorum tövbe etmeliyim.” Bunun üzerine tövbe eder ve kazandığı ineği de bir yere bağışlamak ister. Bu fikirle Hacı Bayram-ı Veli’ye gider:

-Ey Bayram-ı Veli ben bu ineği kumardan kazandım ama bunu da ne yapacağımı bilmiyorum sana bağışlamak isterim dergâhında kullanırsın…

Bunun üzerine Bayram-ı Veli:

– Ben dergâhıma haram kabul etmem.

Diyerek adamın getirdiği ineği reddeder. Adam bu sefer de ineği H.Z. Mevlana’ya götürür.

-Mevlana ben bu ineği kumarda kazandım. Ama sonradan da tövbe ettim şimdi de ziyan olmasını da istemiyorum senin dergâhına bahşetsem kabul eder misin?

H.Z. Mevlana verdiği ineği kabul eder. İnsanoğlu o ya Mevlana’nın bu ineği kabul etmesinden ve Bayram-ı Veli’nin ise reddetmesinden dolayı sorar:

-Ey Mevlana ben bu ineği daha önce Bayram-ı Veli’ye de götürdüm ama o haramdır deyip kabul etmedi ama sen kabul ettin. Peki, o kabul etmezsen sen neden kabul ettin?

H.Z. Mevlana:

-Bu inek haramdan gelmiş bir leştir. Bayram-ı Veli ise şahin gibidir leşe bakmaz, avcıdır; avlar. Biz ise onun yanında sinek gibiyiz ancak leşe konarız.

Bu cevabı alan adam bu sefer de Bayram-ı Veli’nin yanına gider ve aynı soruyu ona da sorar:

-Ey Bayram –ı Veli sen ineği almadın ama ben onu H.Z. Mevlana’ya götürdüm o kabul etti.

Bunun üzerine Bayram-ı Veli şöyle cevap verir:

-O ki Mevlana’dır. Onun hoşgörüsü okyanus gibidir bizim ki ise bir bardak su kadardır. Bizim bardağımıza sinek düşse bulanırız. Fakat onun okyanusuna inek düşse görünmez…”

Yorum yap, Bildir,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.