Din ticareti

Allah (c.c.) doğru söylemekten ve doğruyu Allah’tan (c.c.) başka kimseden korkmadan söylemeyi nasip etsin inşAllah.

Günümüzde sadece ülkemizde değil dünyanın birçok ülkesinde din ticareti yapılmaya başlanmıştır. Ülkesinin sorunlarına gerçekçi çözümler bulamayan koltuk sevdalısı kişiler o koltuğu elde etmek için realist vaatlerde bulunamadıkları için halkın gönlünü çalmayı kendilerine silah edinmişler. Kişi kendi karizmatik liderliği ve halkına hizmetiyle gönül çalıyor ve lider oluyorsa dürüstlüğünden şüphe edilmez, fakat koltuğunu korumak için halkın hassasiyetinden faydalanıyorsa güvenilmezdir.

Yaşadığımız zaman tam da Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadislerinde de bahsettiği ahir zamandır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ahir zamanda din sömürücülerinin çıkacağını şöyle anlatmaktadır: “Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden riyakârlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur.”[1]

Bir kişinin Allah’ın (c.c.) dinini dünyanın nimetlerine karşı koruyup yüceltmesi gerekirken, dünyalık nimetleri din sayesinde elde etmeye çabalaması büyük günahlardandır. En başta dindar kişiliğini öne çıkartarak bir makam ve mevki elde etmeye çalışmak; riyadır ve riya da haramdır. Dikkat çekmek istiyorum riya haram dedik. Adam öldürmüyorsunuz çünkü haramdır, zina yapmıyorsunuz çünkü haramdır, hırsızlık yapmıyorsunuz çünkü haramdır o zaman riya da yapmayacaksınız çünkü o da haramdır. Az haram ya da çok haram diye bir şey yoktur. Bir şey haramsa haramdır.

Din ticareti yapıp da din adamlarına ve devlet adamlarına yaklaşarak makam ve mevki elde etmeye çalışmak, riya olduğu kadar gizli şirke de girmektedir. Çünkü makam ve mevki verme yetkisinin Allah (c.c.) da değil de devlet liderinde olduğu düşünmek şirktir. Hangi günahı işlemiş olursanız olun affedilebilirsiniz ama şirkin affı olmadığını unutmayın!

Allah’ın (c.c.) Resulü (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Yazıklar olsun ilmini ticarete alet eden ilim sahibi kötü kimselere ki, devlet adamlarına yaklaşır ve kazanç temin ederler. Allah onların ticaretine kesatlık versin!”[2] Bakınız Peygamber Efendimiz (s.a.v) din ticareti yapan bu kişiler için beddua da etmektedir. Çünkü Allah’ın (c.c.) dinini verip de yerine dünyalık almaktadırlar, nefislerine uymaktadırlar.

Sadece devlet adamları değil din adamları da halktan bir şeyler almak için haram olana helal gibi fetva vermeye başladılar. Bir de verdikleri yalan fetvalara akıl ve mantık çerçevesinde bahaneler uydurmaya giriştiler. Sadece günümüzde değil geçmişte de bu böyle olmuştur. Bazıları çıkıp dünyevi menfaatleri için din kurallarını kendileri için şekillendirmeye başladılar. Mukaddes dinimiz İslam’ın din adamlarının bunları yaptıkları gibi Hristiyanlık ya da Musevilikte de bu böyle olmuştur velev ki böyle olmasaydı bugün o dinler ve kitapları bozulmadan kalabilecekti. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bundan yüzlerce yıl evvelinden şöyle haber vermiştir: “Ahir zamanda âlimler, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram, harama helal derler, Kur’an’ı ticarete, menfaate alet ederler.”[3] Bu din adamları dini alet edip dünyalık kazanmak için dine çok zarar vermişlerdir. Eğer vermemiş olsalardı bugün herkes dinine sonsuz sadakat ile bağlı olurlardı. İnsanlığa; şeytan ve nefsin oyunlarının yanı sıra dünyalık nimetler (sözde) için dini kullanan din adamları da zarar vermiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki: “Allah-u Teâlâ, Âdem (a.s.) bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin, sakın ola ki dini geçim aracı yapmasın, dini kullanarak dünyayı talep edenlere yazıklar olsun!”[4]

“Bir zaman gelir ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helal-haram olduğuna bakmazlar.”[5]

“Dünya kârını, ahirete tercih eden, La ilahe illallah dediği zaman, Allah-u Teâlâ, Yalan söylüyorsun, sözünde sadık değilsin buyurur.”[6]

“Din bilgilerini dünya menfaati için öğrenenlere, ilmini paraya değişenlere kıyamette ateşten gömlek giydirilir.”[7]

“İlim, dünya menfaati için öğrenildiği ve ibadetler, dünya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur eder.”[8]

Gördüğümüz gibi Allah (c.c.) Resulü bu konu üzerinde çok öğüt etmiştir. Bizim de yapmamız gereken önce düşünmek, sonra da Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) öğütlerine riayet etmektir.

13/02/2015

Engin DİNÇ

KAYNAKÇA

[1] Bkz. Hadis-i Şerif: Tirmizi

[2] Bkz. Hadis-i Şerif: Hâkim

[3] Bkz. Hadis-i Şerif: Deylemi

[4] Bkz. Hadis-i Şerif: Hâkim

[5] Bkz. Hadis-i Şerif: Nasıhin

[6] Bkz. Hadis-i Şerif: Beyleki

[7] Bkz. Hadis-i Şerif: Deylemi

[8] Bkz. Hadis-i Şerif: Abdurrezzak

Yorum yap, Bildir,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.