Değişen içgücü yapısı ve farklılıklar

Örgütsel Davranış biliminin bir konusu olarak ele alacağımız Değişen İşgücü Yapısı ve Farklılıklar; değişen dünya içerisinde ve yeni dünya düzeniyle karşımıza çıkan bir olgudur.

Dünya üzerinde kurumsal bir kimlik kazanmış birçok büyük firmaya bakıldığında birçok ırktan, renkten, kültürden insanın çalıştığını hatta şirkette birçok dilin konuşulduğunu görebiliyoruz. Birçok şirketin ülke içindeki etnik, alt kültürleri bir araya getirmekte zorluk çektiği günümüzde büyük şirketlerin farklı ırklardan, farklı milletlerden, farklı renklerden insanları bir araya getirebilmeleri hayret verici gibi görünmektedir. Oysa bu durumu elinde tutan şirket yöneticilerine Kozmopolit denilmektedir. Kozmopolit; Kültürel yönetici, başka kültürlere saygılı ve onların bu farklılıklarına olumlu yaklaşan bir kişidir.

Kozmopolit yöneticiler tarafından yönetilen bir şirketi örnek verelim. McDonald’s şirketi dünya üzerindeki birçok ülkede hizmet vermektedir. Öyle ki et yemeyen Hindistan’da dahi sebzeli köfte pişirerek hizmetine devam edebilmektedir. Ana merkezi olan ABD’de içecek olarak kola sipariş edilebilirken, ülkemizde başbakanımızın “Milli İçeceği” dediği ayran sipariş edilebilmektedir. Ülkemizin kültüründe yemek yanında alkol kullanmak çok yaygın olmayan hatta dinimizce içilmesi haram kabul gören bir içecek olmasına rağmen bu şirketin Fransa şubelerinde köfte yanında şarap sipariş edilebilmektedir. Bu durum şirket yöneticilerinin o ülkenin kültürüne ve isteklerine hâkim olduklarını göstermektedir. Artık bizim ülkemizin şirketlerinin de bu konudaki gelişimi son yıllarca göze çarpmaktadır.

Ülkemizde kadınların evine ve ailesine hizmet etmesi, erkeğin ise dışarıda çalışarak evinin ihtiyacını giderecek olan maddi geliri sağlaması gerektiği düşüncesi vardır. Bunun sadece bizim ülkemizde olduğu düşünülse de yanlışa düşülmüştür. Çünkü başta ABD olmak üzere birçok ülkede bu durum bizdeki gibidir. Kadının iş hayatındaki yeri son yıllara kadar %20 civarındaydı. Fakat son zamanlarda meydana gelen teknolojik gelişmeler ve eğitimin de etkisiyle kadınlar iş hayatında daha fazla söz sahibi olmaya başladılar.

Kadınların iş hayatına alınmamasındaki psikolojik etmenler:

– Kadın evinde çalışmalı; evine, çocuğuna ve eşine hizmet etmelidir.

– Erkeğin etkin olduğu bir çalışma ortamında bir kadının yer alması performansı düşürecektir.

– Kadın ve erkeğin bir arada çalışması kültürlere aykırı yakınlaşmalara neden olabilecek ve aile müessesesine zarar verebilecektir.

Bu psikolojik etmenler göz önüne alınarak düşünüldüğünde ülkemizde kadın nüfusun iş hayatına alınmamasındaki en önemli unsurların bunlar olduğu görülmektedir. Fakat birinci madde düşünüldüğünde kadının gerçekten hizmet vermesi gereken yerin ailesi olduğundan hemfikirim. Çünkü kadın evine, çocuğuna ve eşine hizmet eder ve ihtiyaçlarını giderirse aile bağları kuvvetlenecektir. Bir toplumu var eden, toplumun atomu, en küçük yapı taşı kesinlikle ailedir. Ailelerin yok olmaya başladığı toplumlarda babası belli olmayan çocuklara baba bulma, soyadı bulma sorunu vardır. Bunlardan birçok örneği başta ABD ve Avrupa Devletleri olmak üzere birçok ülkede görüyoruz ki onlarında bizden en çok özendikleri yapımız kuvvetli aile bağlarımızdır.

Diğer iki maddeye gelince; onlar da haklılığı olan maddelerdir. Fakat erkeğin üstün olması demek kadının kullanılacak mal gözüyle görülmesini gerektirmez. Yönetimin, iş gücüne sahip olan erkek kişilerin onur sahibi olan kişiler olması gerekmektedir. İş hayatında beraber görev yaptıkları kadın iş arkadaşlarına karşı hoşgörülü ve dikkatli olmalıdırlar. Özellikle kadın çalışanlar ile erkek çalışanların birbirlerinin eşleriyle tanışmaları gerekmektedir. Bu tanışmalar tarafların daha güvenli bir iş ilişkisi içerisinde olmalarına, birbirlerinin aile bağlarına saygı duymalarına, hatta birbirlerine karşı iş arkadaşlığından ziyade bir kardeşlik bağı, bir din kardeşliği, bir ırk kardeşliği beslemelerine sebep olacaktır. İş içerisinde uyumla ve daha organize bir şekilde çalışabilecekler, daha kolay ve hızlı fikir alışverişinde bulunarak çalışma hayatının zorluklarını daha kolay aşabileceklerdir.

28/02/2014

Engin DİNÇ

Yorum yap, Bildir,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.