Allah’a (c.c.) borç vermek

بِسْــــــــــــــــــــــمِاﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم

Rahman ve Rahim olan Allah’ın (c.c.) adıyla. O’nun (c.c.) adıyla başlamayan hiçbir şey ile O (c.c.) hakkında söz edilemez. O (c.c.) birdir.

“De ki: O Allah Birdir.” (İhlâs/1)

O (c.c.)bana, sana, herkese; her kim olursa olsun ona şah damarından daha yakındır.

“Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf/16)

Bir dua: Allah (c.c.) rızkınızı arttırsın, öyle zengin olun ki Allah’a (c.c.) borç verin. Eğer zengin olup da Allah’a (c.c.) borç veremezseniz burnunuz yerde sürtünsün. Sabahtan akşama kadar aç kalın inşAllah…

Bu duayı okuyan kişi bu adam dua mı etmiş, beddua mı etmiş diyebilir. Bir insan Allah’a (c.c.) borç verebilir mi, bu adam nasıl konuşmuş böyle diyebilir. Şimdi akıllara takılacak tüm sorulara cevap bulalım.

Bir insan Allah’a (c.c.) borç verebilir. Cenab-ı Hak Kelam-ı Kadim olan Kur’an-ı Kerim de şöyle buyuruyor: “Kimdir o, Allah’a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için şerefli bir mükâfat da versin.”[1]Anlaşılacağı üzere bir insan Allah’a (c.c.) borç verebilir. Bunu da şöyle yapar. Allah (c.c.) bize verdiği rızkın içine başkalarının da hakkını gizlemiştir. Kim kendi kazandığından bir fakire verir ise, o verdiği para onun elinden gitmez. Çünkü Allah-u Teâlâ kişinin verdiği o parayı misli ile o’na iade eder, o kişinin ya rızkını arttırır, ya bereketini arttırır ya bir günahına kefaret kabul eder ya da o’nu başına gelecek bir kazadan-beladan korur. Ayet-i kerime de geçen Güzel borç’tan kasıt ise kişinin helal kazancından infak etmesidir. Kişi kazandığı ve kendisinin de ihtiyacı olacak olan para veya maldan vermelidir ki Allah (c.c.) o verdiğini borç olarak kabul etsin ve kendisine misli ile iadesini yapsın. Hırsızlık yaparak başka insanlara yardım eden birisinin Allah’tan (c.c.) daha fazla para ya da mal beklemesi nafiledir. Çünkü Allah (c.c.) haram olanı kabul etmez. İşte duanın bu bölümünden kasıt kişinin bolca kazanarak bu kazandığının zekâtını vermesidir.

Duanın devamında “Burnunuz yere sürünsün” dediğimi de şöyle açıklayabilirim: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir keresinde minbere çıkarken, her adımda âmin dedi: Bir adım çıktı, “Âmin…”; bir adım daha çıktı, “Âmin…”; bir adım daha çıktı, “Âmin…”

Hutbesi bittikten sonra: “Ya Rasûlallah! Minbere çıktığınız zaman âmin dediniz, her adımınızda bunu neden söylediniz?” diyerek sebebini sordular.

Buyurdu ki: “Cebrail (a.s.) üç dua etti,  ben de onlara âmin dedim.”

– Birisi: Cebrail (a.s.): “Annesine, babasına veya sadece onlardan birine ulaşmış bir evlat, (onlara güzel hizmet edip, onların hayır duasını alıp) cenneti kazanamadıysa ona yazıklar olsun, burnu yerde sürtünsün!” dedi, ben de âmin dedim.”

– İkincisi: Cebrail (a.s.): “Sen peygamber olarak bir insanın yanında anıldığın zaman, sana salât-u selâm getirmezse; ona yazıklar olsun. Onun burnu yerde sürtünsün!” dedi.  Ben de ona âmin dedim.”

– “Üçüncüsü: Cebrail (a.s.): “Ramazana eriştiği halde bir insan, ramazanın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, ramazan gelmiş geçmiş de hâlâ Allah’ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah’ın affını, mağfiretini kazanamamışsa; yazıklar olsun o kula! Burnu yerde sürtünsün!”‘ diye dua etti.  Ben de ona âmin dedim”[2]

İşte bu hadis-i şerifte Cebrail’in (a.s.) dualarında “Burnu yerde sürtünsün” sözünden bahsi geçen ise kişinin yanlış yolda ise doğru yolu bularak Allah (c.c.) huzurunda yere eğilmesi, secde etmesidir. Bir kişi namaz kılarken yüzünü yere değdirdiğinde burnu yere değer/sürtülür. Bu duamızdaki kasıt da budur. Eğer bir kimse zekât verecek kadar zengin değilse de namazını kılmakta eksiklik göstermesin.

Duanın sonunda “Sabahtan akşama kadar aç kalın” demekten kasıt da kişi eğer zekâtını verecek kadar zengin değil ise de farz olan namazını kılsın ve yine farz olan orucunu tutsundur. Çünkü bir Müslüman için zekât vermenin belli şartları varken namaz kılmanın ya da oruç tutmanın şartları yok denecek kadar azdır. Zekâtın farz olması için en az 80 gram altın olması şart iken namazda ve oruçta böyle bir koşul söz konusu değildir. Sözün kısası zekâtı verirken kişi param yok veremem bahanesini sunabilirken namaz ve oruç için bu bahaneyi sunamayacaktır, sunmamalıdır da…

Allah (c.c.) hayırlı dualarımızı ve ibadetlerimizi kabul ve makbul eylesin inşAllah…

04/09/2014

Engin DİNÇ

KAYNAKLAR

[1] Hadid Sûresi 11. Ayet

[2] Hadis-i Şerif: Buharî, el-edebu’l-müfred- 1419/1998, Riyad- 1/338;   Taberanî-evsat- h. no: 8994; Bezzar, h. no: 1405; Mecmau’z-zevaid, 10/164 Kaynak Site: http://www.sorularlaislamiyet.com/soru/188403/peygamberimizin-cebrail-yaptigi-uc-duaya-amin-dedigi-soyleniyor-bu-dualar-nedir

Yorum yap, Bildir,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.